kontranim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kontranim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Temmuz 2023 Pazar

Galatımeşhur, Lugat-ı Fasihten Yeğ Midir?

Arapça kökenli bir sözcük olan galat, yanlış kelime veya söz anlamındadır. Halk arasında yanlış kullanıla kullanıla zamanla hatalı söylenişleri benimsenip meşhur olan ve bu hâliyle kabul gören kelimeler ve deyimler galatımeşhur olarak bilinir. Galatımeşhur bir kelime, atasözü ve deyim, sık kullanım sonucunda doğrusunun yerini alır. Başka bir deyişle aslına galip gelir. Dolayısıyla galatımeşhuru, doğru bilinen yanlış olarak tanımlamaktansa yanlışın doğrunun yerini alarak benimsenmesi şeklinde tanımlamak daha uygun olur.

Galatımeşhur uzunca bir süre kullanılırsa galatımeşruya dönüşür. Zira galatımeşhur olmuş bir kullanımın halk arasında değiştirilmesi ve doğru anlamıyla kullanılması pek de mümkün olmaz. Hatta doğru şekliyle kullanılırsa anlaşılmak bir yana, bilakis pek çok yanlış anlaşılmayı beraberinde getirebilir. Tıpkı bir önceki cümlede kullanmış olduğum “bilakis” kelimesinde olduğu gibi. Her ne kadar burada doğru anlamıyla kullanılmış olsa da bilakis kelimesi halk arasında çoğunlukla bilhassa kelimesi yerine kullanılarak bir galatımeşhura dönüşmüş durumdadır. “Tam tersine” anlamına gelen bilakis, “özellikle” anlamına gelen bilhassa kelimesi yerine kullanılarak bir galatımeşhur olmaktan kaçamaz.

Galatımeşhur kullanımların en ilginç özelliklerinden biri galatımeşhur bir kelimenin zamanla doğru anlamının tam tersi bir anlam kazanarak benimsenmesidir. Fakat burada galatımeşhurun bir kontranime dönüşmektense sadece asıl anlamının zıddı sayılabilecek bir anlama büründüğünün bilinmesi gerekir. Zira kontranim, zıt anlamlara gelen iki anlam barındıran kelimelerdir. Örneğin İngilizcede  “toz”, “kir” gibi anlamlara gelen dust kelimesi aynı zamanda “temizlemek”, “düzenlemek” gibi tam tersi anlamları da karşılar. Türkçede ise kontranime örnek olarak “dehşet” kelimesi verilebilir. Zira dehşet, hem “korkunç bir şey karşısında duyulan ürküntü” hem de “olağanüstü şeyler karşısında olumlu yönde şaşma” anlamlarını karşılar. Örneğin “Yılan görünce dehşeye kapıldı,” ve “Dehşet bir güzellik,” cümlelerinde olduğu gibi. Öte yandan paragrafın başında bahsi geçen özellikte bir galatımeşhur ise asıl anlamının tam tersi sayılabilecek sadece tek bir anlama bürünür. Örneğin “müthiş” kelimesinde olduğu gibi. Zira gerçekte “korkunç”, “korkuya düşüren”, “dehşetli (korkunç anlamında)” gibi anlamlara sahip olan müthiş, halk arasında zamanla gerçek anlamının tam tersi sayılabilecek “muhteşem” anlamıyla benimsenmiştir ve hâlâ da bu anlamıyla kullanılır. Bu durumda galatımeşhur olan müthiş, zamanla galatımeşruya dönüşürse ve “muhteşem” anlamıyla da sözlüklere resmi olarak girerse bir kontranim hâline gelmiş olur.

Halk arasında kulaktan kulağa yanlış aktarılıp hatalı kullanılarak galatımeşhura dönüşmüş pek çok atasözü ve deyim de mevcuttur. Örneğin doğru kullanımı “Kısa kes, Aydın abası olsun” (Aydın’daki efelerin abalarının kısa olması sebebiyle) olması gereken ifadenin, “Kısa kes, Aydın havası olsun,” şeklinde ya da doğru kullanımı “Sü uyur, düşman uyumaz,” (sü, asker, ordu gibi anlamlara gelir) olması gereken ifadenin “Su uyur, düşman uyumaz,” şeklinde kullanılması gibi. Buna ek olarak sıklıkla “Göz var, nizam var,” şeklinde hatalı kullanılan ifadenin aslı “Göz var, izan var,” şeklinde, “ince eleyip sık dokumak” ifadesinin aslı ise “ince eğirip sık dokumak” şeklindedir.

Galatımeşhur kelimelerin en ilginç özelliklerinden bir diğeri de “anlam çiftlenmesi” olayıdır. Bu özelliği anlam çiftlenmesi olarak tanımlıyorum. Zira bu türdeki galatımeşhurlar, zaten kelimenin özünde mevcut olan anlamın, kelimeye birtakım ekler ve/veya ifadeler eklenerek “çiftlenmesiyle” oluşuyor. Burada dikkat edilmesi gereken, anlamın “pekiştirilmesi” değil, “çiftlenmesi”dir. Dolayısıyla bu tür galatımeşhurlarda anlamın pekiştirilmesi söz konusu değildir. Bilakis bu durum, anlatım bozukluğuna sebep olur. Örneğin özünde “ince fark, ayırtı” anlamını taşıyan nüans kelimesi, “ince bir nüans” şeklinde kullanıldığında bu türden bir galatımeşhura dönüşür. Benzer şekilde sıklıkla “evlatlar”, “evliyalar” şeklinde “sözüm ona” çoğul kullanılan galatımeşhurlar da anlam çiftlenmesi olayına örnektir. Zira evlat (çocuklar) kelimesi zaten velet (çocuk) kelimesinin çoğulu, evliya kelimesi de veli kelimesinin çoğuludur. Fakat velet kelimesi, halk arasında çocukları azarlamak için kullanılan bir söz olarak benimsendiğinden (galatımeşhura dönüştüğünden) bu kelimenin sözlüklere söz konusu azarlama anlamıyla da girmiş olduğunun bilinmesi gerekir.

Galatımeşhurlar, yanlış duyma sonucu hatalı kullanılarak dile geçip benimsenen kelime ve ifadelerdir. Dolayısıyla galatımeşhurun oluşmasındaki en önemli etken, kelimenin yanlış duyulmasıdır. Galatımeşhurların zamanla gerçek anlamının yerini alması ve gerçek anlamını unutturması sebebiyle galatımeşhurlar, bu yazının başlığında da kullanılan deyişle ifade edilerek “lugat-ı fasihten yeğ (evlâ)” olarak nitelendirilir. Bu deyiş, “çok bilinen ve yaygın kullanılan bir yanlış ifadenin, sözlükteki doğrusundan daha iyi (yeğ) olduğu” anlamına gelir. Bu deyişe katılmıyorum. Bir kelimenin yanlış/hatalı kullanıla kullanıla gerçek anlamının yok olması ve galatımeşhurun gerçek anlamı bir virüs gibi ele geçirerek yok etmesi bana göre “daha iyi” bir şey değil. Zira bir galatımeşhur, toplumun her kesimi tarafından benimsenmemiş olabilir. Yani bir galatımeşhur, galatımeşruya dönüşmemişse beraberinde karışıklık getirebilir. Bu noktada arkadaşının “Nasıl görünüyorum?” sorusuna kelimenin asıl anlamını kullanarak “Müthiş!” diyen biri, arkadaşının bu ifadeyi “muhteşem” olarak algılaması sonucunda kelimeyi doğru anlamıyla kullanmış olmasına rağmen duygularını doğru bir şekilde ifade edememiş olur. Dolayısıyla bir galatımeşhur, galatımeşruya dönüşmediği sürece lugat-ı fasihten yeğ olamaz.

Galatımeşhurun oluşmasındaki en önemli etkenin, kelimenin yanlış duyulması ve bu hâliyle kullanıma girmesi olduğunu yukarıdaki paragrafta belirtmiştim. Öte yandan yanlış yazıla yazıla hatalı kullanılan kelimeler de mevcuttur. Buna ilişkin örnekleri bir önceki yazımda bulabilirsiniz. Bir önceki yazımla birlikte LogoPhile blogumda kelimelerin hatalı kullanımına ilişkin küçük bir seri oluştuğunu fark ettim. Bu seriyi “hatalı çeviri örnekleri” ve “çeviri facialarıyla” devam ettireceğime ilişkin bir spoiler verip yazımı sonlandırıyorum. 

7 Ocak 2023 Cumartesi

İki Yüzlü Kelimeler ve Bana Çağrıştırdıkları Üzerine

İngilizce zaten yeterince mantık dışı bir dil değilmiş gibi bir de “Janus words” denilen kelimelere sahiptir. Janus words, zaman içinde anlam genişlemesine uğrayıp kendi içinde zıt anlamları barındıran kelimelere denir. Örneğin İngilizcedeki “fast” kelimesi hem “hızlıca hareket etmek” hem de “(hareketsiz) kalmak, durmak” anlamlarındadır. Benzer şekilde İngilizcedeki “dust” kelimesi de hem “toz yaymak” hem de “toz almak, tozu temizlemek” anlamlarında kullanılır. Bu ve buna benzer kelimeleri ifade etmek için kullanılan Janus words teriminde geçen janus kelimesi ise bir yüzü sağa, bir yüzü sola bakan iki yüzlü Roma tanrısı Janus’tan gelir.

Tanrı Janus görseli

Tanrı Janus’a ait olan yüzlerden biri kentten içeri girenlere bakarken diğeri kentten dışarı çıkanlara bakar. Böylece kent güvenlik içinde yaşamını sürdürebilir. Tanrı Janus’un bu durumu, İngilizcede Ocak ayının January olarak isimlendirilmesini sağlamıştır. Zira Ocak (January) ayı da bir yönüyle geçen yıla bakarken diğer yönüyle gelecek yıla bakar.  

Tanrı Janus görseli, bana gerçekten yaşayıp yaşamadığı bilinmeyen; fakat hikâyesinin korkunçluğu sebebiyle popüler kültürde kendisine bolca yer edinen Edward Mordrake’i hatırlattı. Mordrake de tıpkı tanrı Janus gibi başının arkasında, kendisinin “demon face (şeytani yüz)” dediğini ikinci bir yüze sahiptir. Mordrake, bu yüzün geceleri kulağına korkunç şeyler fısıldadığını iddia eder. Şeytani yüze ve fısıldadıklarına daha fazla dayanamayıp 23 yaşında intihar eder (Yine de Mordrake’in yaşadığına dair tıbbi bir kayıt olmadığının bilinmesi gerekir).

Edward Mordrake görseli

Janus words’e dönecek olursak Türkçede bu terimin “kontranim” ya da “antagonim” gibi terimlerle ifade edildiğini söyleyebiliriz. Dilbilimde kullanılan antagonim ise felsefede antagonizm, kurguda ise antagonist olarak karşılık bulur. Felsefede antagonizm, kişiler, kurumlar ya da ideolojiler arasında uzlaşılamaz çelişki ya da karşıtlık durumunu ifade etmek için kullanılır. Kurguda ise antagonist, asıl kahramanı, yani protagonisti engellemekle yükümlü, ona sürekli pürüz çıkaran kişi ya da muhalif düşmandır. Yani asıl kahramanın zıddıdır. Örneğin Harry Potter bir protagonist iken Voldemort bir antagonisttir. Hatta Voldemort’un Harry Potter serilerinden birinde Profesör Quirrell’in kafasına kendisini nakletmesiyle Tanrı Janus’a ve Edward Mordrake’e göz kırptığını da söyleyebiliriz. Zaten hikâyenin yaratıcısı Rowling de Voldemort’un söz konusu serideki gösterim biçimini kurgularken Edward Mordrake’in hikâyesinden esinlenmiştir.

solda Profesör Quirrell, sağda Voldemort (aynadaki yansıma)

Bugünün tarihine bakıp (Ocak ayı/January) aklıma Janus words’ün gelmesiyle yazdığım bu yazıda Tanrı Janus’tan giriş yapıp Edward Mordrake molası verdikten sonra Voldemort’a konuyu bağladığıma göre yazımı sonlandırabilirim. Bir sonraki kelime madenciliğinde görüşmek üzere!

21 Mayıs 2022 Cumartesi

NİMLİ KELİMELER SERİSİ-BÖLÜM II

Nimli kelimeler serimizin ikinci bölümüne hoş geldiniz. İkinci bölüme kadar geldiyseniz kelimekolik (logophile) olma potansiyeliniz oldukça yüksek demektir. Zira serideki kelimeler, herkesin ilgisini çekebilecek türden olmadığı için sadece ilginç kelimelere ilgisi olan niş bir kesime hitap ediyor olabilir. İkinci bölüme başlamadan önce birinci bölümün sonundaki alıştırma sorusunun cevabını merak edenler için cevabın e seçeneği olduğunu söyleyebilirim. İsmiyle müsemma Mehmet Soran, sürekli soru sorduğu için Soran soyadı kendisine oldukça uygun, yani onun aptonimidir. China ve china yazımına olan vurguda kapitonim söz konusu iken ASAP (As Soon As Possible) kısaltması ise bir akronim örneğidir.  Bu açıklamadan sonra ikinci bölümün ilk nimli kelimesi olan karaktonimle seriye devam edebiliriz.

Karaktonim:

Bir hayali karakterin önemli ve öne çıkan bir özelliğinin nitelendiği ismidir. Yine akışı bozmayıp Harry Potter’dan örnek vermeye devam edersek-birinci bölümde de belirtmiş olduğum üzere Harry Potter nimli kelimeler serisine bir hâyli örnek sağladı-Draco Malfoy karakterinin Malfoy soyadının bir karaktonim olduğunu söyleyebiliriz. Zira Malfoy ismindeki “-mal” öneki İngilizcede (ve Latin kökenli dillerde) kötü, kötücül, yanlış gibi olumsuz anlamlara gelir. Malfoy’un da Harry Potter’a aşina olanlar bilirler, yaptığı işlere “-mal” öneki, dolayısıyla Malfoy soyadı oldukça uygundur. Burada akıllara birinci bölümdeki “inaptonim” kelimesi gelebilir ve Malfoy’a neden inaptonim değil de karaktonim dediğimiz sorgulanabilir. Bu haklı ve yerinde bir sorgulamadır; fakat karaktonim, isminden de anlaşılacağı üzere “hayali bir karakterin” ismiyle müsemma olması durumudur. Draco Malfoy da hayali bir karakter olduğu için Malfoy ismi onun inaptonimi değil, karaktonimidir.

Draco Malfoy

Kontranim:

Kendi içinde zıt anlamlar barındıran kelimedir. Başka bir deyişle aynı kelimenin, birbirinin zıddı iki anlama da sahip olmasıdır. İngilizcede bu tür kelimelere iki yüzlü kelimeler (janus words) de denir. Janus words ismi ise bir yüzü sağa bir yüzü sola, yüzlerinden biri kentten içeri girenlere, biri ise kentten çıkanlara bakan, böylece kentin güvenlik içinde yaşamını sürmesini sağlayan iki yüzlü Roma tanrısı Janus’tan gelir. Hatta batı dillerinde Ocak ayı anlamına gelen January ismi de tanrı Janus’tan türemiştir. Zira January (Ocak ayı), bir yönüyle geçmiş yıla, bir yönüyle de gelecek yıla bakan bir köprü görevindedir. Kontranime dönecek olursak, örneğin İngilizcedeki consult kelimesi (fiil) bir kontranimdir. Zira consult fiili, hem danışmanlık almak, hem de danışmanlık vermek anlamlarında kullanılabilir. Ya da İngilizcedeki fast kelimesi de hem hızlı hareket etmeyi hem de yerinde durmayı ifade ederek kontranime örnek oluşturur. Türkçede aklınıza gelen kontranim örnekleri varsa yorumlarda bildirirseniz çok memnun olurum=)

Roma'nın iki yüzlü tanrısı Janus


Demonim:

İçinde geçen “demon” kelimesinden dolayı demonimi şeytani bir şeyle çağrıştırabilirsiniz; fakat demonimin etimolojisine bakıldığında kelimenin yöresel, yöreye özgü anlamlarına gelen “endemic” kelimesinden türediği, dolayısıyla şeytanla pek bir ilgisi olmadığı söylenebilir. Demonim, belli bir yerde veya bölgede yaşayan insanları ifade etmek için kullanılan bir kelimedir. Örneğin Zonguldak’ta yaşayan insanları ifade etmek için kullanılan “Zonguldaklı” kelimesi bir demonimdir.


Zonguldak<3

Eponim:

Bir şeyin adının, gerçek veya hayali bir kişinin adından türetilmesidir. Örneğin ABD’nin eyaletlerinden biri olan Lousiana, ismini Fransa kralı 14. Louis’ten almış olduğu için Lousiana bir eponimdir. Tıpkı Lousiana eyaleti gibi Amerika da bir eponimdir. Zira ismini, İtalyan kaşif ve kartograf Amerigo Vespucci’den almıştır. Öte yandan aşil tendonu, ismini Yunan mitolojisindeki Akhilleus’un öyküsünden almıştır. Öyküye aşina olanlar, Akhilleus’un sadece topuğundan alacağı bir darbeyle öldürülebileceğini bilirler; çünkü annesi Thetis, oğlunu ölümsüzlük nehri Styx’te yıkarken elini suya değdirmemesi gerektiği için Akhilleus’u topuğundan tutarak suda yıkamıştır. Bu nedenle Akhilleus’un topuğu Styx’e temas etmediği için en savunmasız kısmı olmuş ve zaten Truvalı prens Paris tarafından topuğundan vurularak öldürülmüştür. Bu nedenle ayak topuğunda yer alan tendona Akhilleus’un hikâyesinden çağrışım yapılarak aşil tendonu adı verilmiş ve bu çağrışım aşil tendonundaki aşil ismini bir eponim yaparak nimli kelimeler serimize kazandırmıştır.


Thetis, oğlu Akhilleus'u topuğundan tutarak ölümsüzlük nehri Styx'te yıkarken

Eksonim:

Bir yere, o yerin yerlisi olmayanlar, yani dışarıdakiler (eksonim kelimesinin kökündeki “extra” öneki Latincede dışarıda, ötede gibi anlamlara gelir) tarafından verilen isimdir. Örneğin Japonya’ya Japonlar Nippon (ya da Nihon) derlerken biz Japonya diyoruz. Bu durumda Japonya ya da Japan (Batı dillerindeki karşılığı) bir eksonim oluyor. Ya da Hollanda’ya yerliler Netherlands derlerken yerlisi olmayanların Holland demesi, Holland kelimesini de eksonim örneği yapıyor.


solda Japon alfabesi Hiragana ile Nihon, sağda ise Nippon yazılıdır. Ortada ise Kanji Nihon yazılıdır. 

Böylece serinin ikinci bölümünün sonuna gelmiş olduk. Üçüncü bölüme kadar sizi aşağıdaki alıştırma sorusuyla baş başa bırakıyorum=)

Alıştırma Sorusu:

Harry Potter isminin bir karaktonim olabilmesi için Harry Potter’in ne işle meşgul olması gerekirdi?

a.  Hogwarts müdürü olmalıydı

b.  Sihir bakanlığında memur olmalıydı

c.  Hogwarts yurdunda temizlikçi olmalıydı

d.  Hogwarts’ta bitkibilim derslerinde kullanılacak çömlekleri yapan çömlekçi olmalıydı

e.  Bir büyücü olarak kalmalıydı

Kısa Kısa~~Bir Bahar Sohbeti

Havalar ısınmış. İnsana mutluluk veren bir bahar günü. Bir arkadaşınla bu güzel havanın tadını çıkarmak için buluştun. Yeşillikler, kuş cıvı...